Hakkımızda


Medhal Manifestosu

MEDHAL


Bilgiye ihtiyacımız var.

Bilmeye ihtiyacımız var.

Ancak bilgiye nasıl ulaşacağımızı bilmiyoruz.

Bilgiye ulaşsak bile bu bilgiyi anlamlandırabilecek ve bu bilgiyi kategorize edebilecek / kullanılabilir hale getirebilecek kaynağa bugünün bilgisi ile sahip değiliz.

Medhal Bilimsel Araştırma ve Geliştirme Kooperatifi olarak bizler bu durumu bir problem kabul ederek bir düşünce / algılama / tartışma sistemi geliştiriyoruz.

Biz bu yeni düşünce / algılama / tartışma sistemi ile ancak bilgiyi sınıflandırabileceğimize / kullanılabilir hale getirebileceğimize inanıyoruz.

Nasıl mı?

Bilgiyi sınıflandırmak / kategorize etmek demek, var olanın zıttı ile var olduğu bu evrende hak ile batıl / adalet ile zulüm arasındaki rekabette / dengede tarafını seçenlerden olmaktır.  Taraf seçmeden kasıt; sadece bir taraftar edasıyla izleyici durumunda kalan pasif bir taraftarlık değil elbette. İstenilen; yaşanılan güne damgasını vurmak için dün ne yaptım diye sorgulayan, bugün dünden daha iyisini ortaya koymak için kendisinden önce kendisinden olmayanların önündeki engelleri kaldıran, kaldırmaya çalışan, bunun için kendisinden olanları seferber eden, yeniliğin; adaletin öncüsü olmayı bir hayat biçimi olarak algılayan bir taraftar zihniyeti.

Günümüzden geçmişe doğru baktığımızda medeniyetlerin bir canlı gibi doğup, ilerleyerek belli bir gelişmişlik seviyesine ulaştıktan sonra yıkılma / ölüm safhasına geçerek tarih sahnesini kendisinden sonraki medeniyete bıraktığına şahit olabiliriz. Doğu ile batı arasındaki binlerce yıldır süren rekabetin, insanoğlunun her bin yılda yeni bir medeniyetin doğuşuna şahitlik etmesine neden olduğunu da görebiliriz. Medhal Bilimsel Araştırma ve Geliştirme Kooperatifi olarak bizler bugüne dek süren bu sürecin günümüzde de geçerliliğini devam ettirmekte olduğuna ve insanoğlunun üçüncü bin yıl uygarlığının başlangıcına şahit olduğuna inanmaktayız.

Medhal Bilimsel Araştırma ve Geliştirme Kooperatifi olarak bizler üçüncü bin yıl uygarlığının kurulmasında ortak bilincin anahtar rol oynayacağını düşünmekteyiz. Bir medeniyetin başlangıcına şahit olduğumuz şu dönemde gördüğümüz üzere bu medeniyette söz sahibi olacaklar ne bir dinin inananlarıdır, ne bilim insanlarıdır ne de bilimden ve inançtan belli bir uzaklıkta olan insanlardır. Üçüncü bin yıl medeniyeti olarak tanımlayacağımız bu yeni dünya insanların birbirleriyle barış içerisinde yaşadıkları, aralarında ilmi, ictimai, iktisadi ve ahlaki birlikteliğin bulunduğu bir dünya olacaktır.

Ne yazık ki günümüzün güç odaklarının yeni dünyanın bu şekilde şekillenmesinde herhangi bir tasarrufu olamayacaktır. Çünkü tarihin seyri / ortak akıl bu yöndedir